Etiket arşivi: Genel

Güneşten Almış Rengini / Mandalina Reçeli

11039978_940997072586300_928829793_n

Mandalina. Güneşin rengini içmiş, mis kokulu meyve… Kış başlarken hemen görünür tezgahlarda… Eskiden Kasım gibi çıkar, bir iki ayda kaybolurdu. Yılbaşından sonra yerini portakala bırakır, pek bulunmaz; bulunanlarında suyu çekilmiş, pörsümüş olurdu. Şimdi öyle değil… Ya yeni cinsler, melez türler geliştirildi ya da saklama koşulları iyileştirildi bilmiyorum ama daha uzun süre mandalina yiyebiliyoruz…

11026388_940081276011213_286144238_n11016495_940082162677791_1979748142_n

Mandalina Çin kökenli bir meyve… Adını, eski Çin’de devlet görevlilerine verilen ‘Mandarin’ kelimesinden almış… Çünkü mandarinler, mandalina renginde giysi giyerlermiş… Bir çok çeşidi var mandalinanın… Kimi mis kokulu, kimi çekirdekli, kimi sert kabuklu, kimi daha sulu… Hepsi güzel, hepsini yemesi çok zevkli… Üstelik soymak için bıçak gerekmediğinden ve portakal gibi suyu yapış yapış ellerden akmadığından çok da pratik… Ayrıca pastalarda, keklerde, pudinglerde ve soslarda kullanılabilen hoşlukta bir meyve… Narin, naif… Reçel olmaya da çok uygun… Kokusu, dokusu, rengi, tadı dört dörtlük… Bakın böyle iştah açıcı…

11039960_940083136011027_1849925960_n (1)

Mandalina reçeli için – cinsini bilmiyorum, bir tahminim var ama söylemesem daha iyi, yanıltabilirim – koyu renkli, sıkı kabuklu, hafif sert mandalinalar tercih edin… Bunlar çekirdekli ve mis kokulu olanlar…

Mandalinaların kabuklarının üstünü rendenin en ince yeriyle kazıyın… Sonra bir tencerede bol su ile bütün olarak kaynatın. Hafif yumuşayınca – dikkat edin, dağılmadan – ateşten alın, sudan çıkarın ve üstüne tekrar bol soğuk su koyun. Bir gece böyle soğuk suyun içinde dursunlar.

Sonra süzgece alın. Mandalinaları ikiye bölün. Çekirdeklerini çıkarın. Onlar süzgeçte beklerken şekeri ocağa koyun suda eritin, şerbeti hazırlayın. Kaynamaya başladığında mandalinaları ve süzülen sularını şerbete ekleyin. Orta harlı -taşırmayan- ateşte kaynatın. Üzerinde minik baloncuklar olduğunda reçel olmaya yakın demektir. Suda erittiğiniz limon tuzunu ekleyin. Reçelin olduğunu anlayamıyorsanız en genel geçer yöntemi deneyin. Kaynayan reçelden tırnağınıza bir damla koyun. Eğer düşmüyorsa olmuş demektir.

 

MANDALİNA REÇELİ11016309_940997089252965_958177713_n

10 tane mandalina

6 su bardağı şeker

2 su bardağı su

Yarım tatlı kaşığı limon tuzu

Yarım kahve fincanı su

 

Afiyetle,

 

 

 

Reklamlar

Kaymaklı Latilokum Tadında… / Hindistan Cevizli Rulo Muhallebi

11040079_939608336058507_1788366336_n (1)

Sütlü tatlılar daha hafif olduklarından, özellikle akşam üzerleri tutan tatlı krizlerinde iyi bir seçenek oluyorlar… Ama muhallebi, – bebekliğimizdeki ilk yiyeceğimiz – kaşıklar dolusu ağzımıza tıkıştırıldığı için midir nedir çoğu kimseye itici geliyor… Doğrusu ben de sütlacı tercih ederim… Ama bu rulo muhallebi, görünüşüyle ve – kalorisini artırsa da- arasına konulan krem şanti ile fark yaratıyor… Kaymaklı latilokum tadında bir tatlı ortaya çıkıyor.

Latilokum denilen, bildiğimiz lokum işte.. Lokumun ilk adı imiş daha doğrusu.. Arapça ‘boğazı rahatlatan’ anlamına gelen, ‘rahat-ul hulkum’ dan geliyormuş… Söylene söylene değişmiş.

10866829_939608399391834_1505803299_n

İşte bu latilokum tadındaki muhallebi de bayağı rahatlatıyor… Hem boğazı hem ruhu… Güvenin bana… Güvenin ve hele benim gibi hindistan cevizi tadını seviyorsanız hemen yapmayı deneyin…

 

HİNDİSTAN CEVİZLİ RULO MUHALLEBİ11026575_939608339391840_668672994_n

1 litre süt

1 su bardağı un

1 su bardağı şeker

30 -40 gr. kadar margarin

Vanilya

Hindistan cevizi

1 paket krem şanti

1 bardak süt

Margarin ve hindistan cevizi hariç diğer malzemeyi bildiğiniz muhallebi gibi pişirin.

Ocaktan indirince içine margarini koyun ve mikserle 5-10 dakika çırpın. Yayvan bir kabı (ben 40×25 borcam kullandım) ıslatın ve  tabanını hindistan cevizi örtüsü ile kaplayın. Muhallebiyi üstüne dökün, düzeltin. Bırakın soğusun, katılaşsın.

Sonra 1 paket krem şantiyi 1 bardak sütle köpürtün. Soğutun tekrar çırpın. Soğuk muhallebinin üstüne sıvayın. Dilerseniz onun üstüne tekrar hindistan cevizi veya çikolata sosu dökebilirsiniz… Arzunuza bağlı.

Geniş bir spatula ile kenarından kaldırarak rulo yapın… Tatlınız hazırdır. Ruloyu dilediğiniz büyüklükte keserek servis edebilirsiniz.

Afiyetle,

 

 

 

 

İlk Tadışta Aşk / Unsuz Çikolatalı Kek

10877367_937731862912821_1346587954_nTatlı sevmeyenleri biraz olsun anlayabiliyorum ama çikolata sevmeyenleri, hiç… İnanılmaz ama çikolata sevmeyen hatta ağzına koymayan insanlar var… Hayatında hiç aşık olmamış olanlar gibi.. İşte bu kek tam, aşkı bilen çikolata tutkunları için… Çok yoğun, vazgeçilmez ve ilk tadışta çarpan…

11006035_937731739579500_555761848_n10994806_937731832912824_1751007178_n

Canınız çikolatalı, kremalı bir şeyler isterse, yapması uzun sürecek işlere girişmeden bu keki deneyin… Hem çok kolay, çok leziz; hem çok doyurucu… Evde çikolata stoğunuz varsa, ki illaki olmalı, malzeme sıkıntısı da çekmezsiniz.

11006059_937731916246149_907416221_n

11020350_937731822912825_1278398871_n

Misafire sunmak için de ideal… Akşam üzerleri kahveyle veya yemek sonrası  şarapla çok iyi gidecektir…

UNSUZ ÇİKOLATALI KEK11015317_937731829579491_1933492550_n

2 kalıp çikolata ( 160gr)

1/2 su bardağı tereyağ

3/4 su bardağı şeker

3 yumurta

1/2 su bardağı kakao

 

 

Çikolataları kırın. Yağ ile benmaride eritin. Yumurtalar ile şekeri köpürtün. Erimiş çikolataları, kakaoyu ekleyin. Pişirme kağıdı serdiğiniz kalıba dökün. 160 derece fırında 45 dakika kadar pişirin. Çok kurumasın. Çıkarın ve dinlendirin.

ÜSTÜ İÇİN

1 kalıp çikolata (80 gr)

1 küçük kutu krema

Kremayı ve kırdığınız çikolatayı ısıtın. Çikolata eriyince ocaktan alın. Biraz nefes alsın. Soğuyan kekin üstüne dökün.

İyice soğuduktan sonra üzerine pudra şeker serpebilirsiniz… Yanında bir top dondurmaya da kimse hayır demez, herhalde…

Afiyetle,

 

 

 

 

Yedi Kapının Tatlısı / Aşure

 

10947857_926350217384319_614009231_n

Aşure, kutsal metinlerde, efsanelerde adı geçen, belki de dünyanın en eski tatlısı… Yapımında kullanılan malzemeler toplumlara, dinlere, kültürlere göre değişe değişe zamanımıza kadar gelmiş, mutfaklarımıza girmiş… İyi ki de gelmiş! Evlerde genellikle yılda bir- Muharrem ayında- yapılıp, birlikteliğin, paylaşımın, dostluğun simgesi olmuş… Asurlular aşureyi yedi malzemeden yaparmış, tufanın 10. gününde gemide kalanlarla ilk kez yapan Hazreti Nuh neler kullandı, kaç türlü şey koydu içine bilmiyoruz ama aşurenin olmazsa olmazı buğday, nohut, fasulye…

Yapılışı, yenilişi hafif törensel. Hemen bugün yapıp, yiyelim olmuyor… Buğdayı ıslatıp bir gece bekletin. Ertesi gün suyunu süzün, yeniden su koyup bir iki taşım kaynatın. Buğdaylar açılsın. Kaynattığınız suyun içinde bir gece daha bekletin. Anneciğim bu bekletmeye ‘buğdayı gelin etmek’ derdi. Çünkü ertesi gün üzeri duvak gibi bembeyaz olacaktır. Artık bu suyu dökmeyin. Bu aşurenin suyu olacak. Biraz daha su ekleyin. Soğuyunca kıvamı ağırlaşacağı için çok koyu yapmayın ve altındaki ateş hiçbir zaman harlı olmasın, dikkat edin. Kaynar gibi olunca ilkin daha önceden haşladığınız fasulye ve nohutu sonra kuru üzümü ekleyin. Başında durmak gerekecek çünkü karıştırmazsanız buğday dibe yapışır. Dibinden dibinden usul usul karıştırın. Diğer malzemeler, kuru fasulye ve nohut, daha önceden piştiği için kuru üzümler yüzeye çıkmaya başladığında aşure olmaya yakın demektir. Artık şekerini koyabilirsiniz. Şeker erisin bir beş, on dakika daha kaynadığında tamamdır.

10962129_927285680624106_1937386962_n

İçine pirinç, incir, kayısı konulabilir. Rengi koyu aşure pek kabul görmediği için incirin aşurenin rengini koyulaştıracağını unutmayın. Her ne kadar en az yedi malzemeden yapılması gerektiği söylense de içine koymasanız bile soğuduktan sonra üstüne koyduklarınızı buna dahil ederseniz içiniz rahat eder…. Nar taneleri, kuş üzümü, ceviz, fındık, Antep fıstığı, kuru incir, kuru kayısı, dut kurusu, tarçın, susam… Nasıl severseniz… Artık yedi kapıya dağıtabilirsiniz.

 

AŞURE559681_514593745226637_2004968618_n

 

1,5 bardak buğday

1/2 bardak nohut

1/2 bardak kuru fasulye

1/2 bardak kuru üzüm

Şeker

 

(Kullanılan malzeme miktarları -özellikle, şeker- ağız tadına, keyfe göre değişebilir. Kimi tatlı sever, kimi içinde malzemesi çok… Keyfinize göre kullanın)

Afiyetle,

Ayva Püreli Mini Cheesecake

10467110_924114277607913_1485462677279261285_o10557504_924116337607707_1627669168048509099_o

Akşamüzerleri, tam da canımızın en çok tatlı çektiği anlarda bir fincan kahvenin yanına ne çok yakışır ağızlarda eriyen nefis bir cheesecake… Üstelik çok değişik tatlar katılarak yapılabildiği için herkesin zevkine göre bir çeşidi mutlaka vardır. Kahveli, çikolatalı, karamelli, limonlu, çilekli vs.vs.vs… Hangisini tercih ederseniz edin yapılışı birkaç noktaya dikkat edilirse çok kolay! Şimdiye kadar denemediyseniz hemen girişin… İster böyle mini mini, ister tek büyük bir kalıpta…

Cheesecake’i bir gün buzdolabında bekletmeniz uygun olacaktır. Hazırlarken bunu dikkate almak gerek… Ben bunları kepekli bisküvi ile yaptım… Hazır bisküvi tadı sevmiyorsanız kendi yaptığınız bisküvileri kullanabilirsiniz, daha da güzel olacaktır.

1464672_924116620941012_4934027487173500189_n10374858_924116624274345_7757519728950686078_n

 

AYVA PÜRELİ MİNİ CHEESECAKE

 

1 paket kepekli bisküvi / 25-30 gr. tereyağ (tabanı için)

2 paket labne (süzdürülmüş)

1 kutu krema

3 yumurta

Yarım su bardağı toz şeker

2 kaşık un

Vanilya

Ufalayıp eritilmiş yağ ile karıştırdığınız bisküvileri kalıplara sıkıştırın. Üstüne hazırladığınız karışımı dökün. 160 derecede su dolu tepside yarım saat pişirin. Mini cheesecakeler daha çabuk pişiyor, dikkat edin. Çok sertleşmeden alın.

Soğuduktan sonra üzerlerine ayva pürelerini yerleştirin.

Afiyetle,

Kahveye, süte, çaya ama illâki şaraba daldırın… / Biscotti

148670_524940330858645_934891829_n74093_524939767525368_243327067_n

Ben ilk kez, ilk gençliğimde, yörede meşhur olan Zonguldak İstanbul Pastanesi’nde (http: http://www.halkinsesi.com.tr/m/?id=7168) yapılmış olanıyla tanışmıştım… Benim gibi menemen veya çılbır gibi yemekler dışında taze ekmek yemeyi sevmiyorsanız, hatta kuruya yakın bayat, kıtır kıtır kızartılmış ekmekler, katur kutur galetalar, peksimetler, kırık kıraklara bayılıyorsanız bu kuru meyveli, kuru yemişli tatlı, dişe dokunur kurabiyeyi ilk tattığımda ne hissettiğimi çok kolay anlarsınız…

Çeşitli adları var… İster Selanik Gevreği, ister biscotti,  ya da kuru kek, meyveli peksimet densin fark etmez, aynı şeyden söz ediyor olacağız… Latince  iki kere pişirilmiş anlamına gelen ‘biscoctus’ sözcüğünden türemiş ‘biscotti’. Her gün dilimizden düşmeyen ‘bisküvi’ sözcüğü de buradan geliyor. Uzak yol gemicileri, balıkçılar sefere çıktıklarında ve Roma İmparatorluğu askerleri fethedecek yeni topraklar ararlarken karınlarını doyurmak için böylesi iki kere pişirilip kurutulmuş ve dayanma süreleri uzatılmış hamur işleri ile karınlarını doyuruyorlarmış… İmparatorluğun yıkılmasından sonra bir süre unutulan, ya da yaygınlığı olmayan diyelim, bu iki kere pişirilmiş hamur işleri, daha sonra Rönesans ile birlikte Prato’da yaşayan bir fırıncı tarafından, çok eski bir reçete uygulanarak ‘cantucci/cantuccini adıyla yeniden yapılmaya başlanmış. Bugün, içine konulan malzeme keyfe göre çeşitlendirilse de aynı ürün, değişik ülkelerde, değişik adlarla anılıyor… Burada Selanik Gevreği, Yunanistan’da biscota /paxemadia deniliyor… Paxemadia sözcüğü bize hemen ‘peksimet’i anımsatıyor… Şu bildiğimiz kırk yıllık ‘peksimet’i… Saklanmak üzere, dayanıklılığını artırmak için dilimlenip fırında kurutulmuş ekmek… Her ne kadar İsa’dan hemen sonraları Roma’da yaşamış yemek yazarı Paxamus’tan geldiği söylense de bu kelime, Akdeniz yöresinde çok bilinen, çok uzun yıllar halkların beslendiği; savaşan orduların, denize açılan balıkçıların, gemicilerin çantalarında taşıdıkları, Farsça’da katı ekmek anlamına gelen beksimed, Arapça’da,Türkçe’de, Sırpça ve Hırvatça’da ve de Romence’de, birbirine çok benzer adlarla anılan kurutulmuş ekmektir. Çoğu araştırmacının birleştiği nokta sözcüğün Mezopotamya dillerine dayandığıdır. Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarının hüküm sürdüğü topraklarda tüketilen yiyecekler, uzun seferler, savaşlar, kuşatmalar; tüccarlar, gezginler, sürgünler; göçler, mübadelelerle uzun yollar katederek uzak yerlere ulaşmış, halklar arasında yakın veya uzak, başka veya aynı adlarla anılmıştır doğal olarak… Adı hiç önemli değil, tadına bakmak gerek…

397664_524939537525391_108414280_n553392_524940417525303_1521835410_n

Aslı bademli olsa da keyfinize göre takılıp çok çeşitli malzemeyle yapabilirsiniz. Üzüm, incir, erik, kayısı, dut gibi kuru meyveler; fındık, Şam fıstığı, çam fıstığı, ceviz gibi kuru yemişler; çikolata parçacıkları veya meyve şekerlemeleri hepsi hepsi bu kuru kekleri tatlandırmak içindir… Üstüne eritilmiş çikolata veya başka soslar dökebilirsiniz, dilimleri bunlara bulayabilirsiniz. Her nasıl olursa olsun mide bastırmak; akşam üzerleri çaya, kahveye batırmak için idealdir. Hem öyle hemen kendini bırakmaz… Fincana düşecek, kucağıma dökülecek kaygısı olmadan size daldırmanın keyfini yaşatır. İster çaya, kahveye, süte ama illaki şaraba batırın… Şarap ekmekle dosttur, iyi gider, bilirsiniz… Yemek üzerine tatlı şaraba batırılmış biscotti de çok iyi gidecektir, emin olun.

 

 BADEMLİ BİSCOTTİ

1 su bardağı badem (çiğ, beyazlatılmış)

2/3 su bardağı şeker

2 yumurta

1 tatlı kaşığı badem esansı

1 tatlı kaşığı kabartma tozu

Bir çimdik tuz

1 ve 3/4 su bardağı un

Karıştırılıp hamur yapılacak, somun şekli verilecek. Pişirme kağıdı serili tepside, 180 derece ısıtılan fırında 25 dakika pişirilecek. Dışarıya alınan somun, el yakmayacak kadar ılınmasını beklendikten sonra, dilimlere ayrılacak, Izgara üzerine yerleştirilen dilimler 160 derecede 10 dakika fırında tutulacak.

Afiyetle…