Etiket arşivi: Biscotti

Kahveye, süte, çaya ama illâki şaraba daldırın… / Biscotti

148670_524940330858645_934891829_n74093_524939767525368_243327067_n

Ben ilk kez, ilk gençliğimde, yörede meşhur olan Zonguldak İstanbul Pastanesi’nde (http: http://www.halkinsesi.com.tr/m/?id=7168) yapılmış olanıyla tanışmıştım… Benim gibi menemen veya çılbır gibi yemekler dışında taze ekmek yemeyi sevmiyorsanız, hatta kuruya yakın bayat, kıtır kıtır kızartılmış ekmekler, katur kutur galetalar, peksimetler, kırık kıraklara bayılıyorsanız bu kuru meyveli, kuru yemişli tatlı, dişe dokunur kurabiyeyi ilk tattığımda ne hissettiğimi çok kolay anlarsınız…

Çeşitli adları var… İster Selanik Gevreği, ister biscotti,  ya da kuru kek, meyveli peksimet densin fark etmez, aynı şeyden söz ediyor olacağız… Latince  iki kere pişirilmiş anlamına gelen ‘biscoctus’ sözcüğünden türemiş ‘biscotti’. Her gün dilimizden düşmeyen ‘bisküvi’ sözcüğü de buradan geliyor. Uzak yol gemicileri, balıkçılar sefere çıktıklarında ve Roma İmparatorluğu askerleri fethedecek yeni topraklar ararlarken karınlarını doyurmak için böylesi iki kere pişirilip kurutulmuş ve dayanma süreleri uzatılmış hamur işleri ile karınlarını doyuruyorlarmış… İmparatorluğun yıkılmasından sonra bir süre unutulan, ya da yaygınlığı olmayan diyelim, bu iki kere pişirilmiş hamur işleri, daha sonra Rönesans ile birlikte Prato’da yaşayan bir fırıncı tarafından, çok eski bir reçete uygulanarak ‘cantucci/cantuccini adıyla yeniden yapılmaya başlanmış. Bugün, içine konulan malzeme keyfe göre çeşitlendirilse de aynı ürün, değişik ülkelerde, değişik adlarla anılıyor… Burada Selanik Gevreği, Yunanistan’da biscota /paxemadia deniliyor… Paxemadia sözcüğü bize hemen ‘peksimet’i anımsatıyor… Şu bildiğimiz kırk yıllık ‘peksimet’i… Saklanmak üzere, dayanıklılığını artırmak için dilimlenip fırında kurutulmuş ekmek… Her ne kadar İsa’dan hemen sonraları Roma’da yaşamış yemek yazarı Paxamus’tan geldiği söylense de bu kelime, Akdeniz yöresinde çok bilinen, çok uzun yıllar halkların beslendiği; savaşan orduların, denize açılan balıkçıların, gemicilerin çantalarında taşıdıkları, Farsça’da katı ekmek anlamına gelen beksimed, Arapça’da,Türkçe’de, Sırpça ve Hırvatça’da ve de Romence’de, birbirine çok benzer adlarla anılan kurutulmuş ekmektir. Çoğu araştırmacının birleştiği nokta sözcüğün Mezopotamya dillerine dayandığıdır. Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluklarının hüküm sürdüğü topraklarda tüketilen yiyecekler, uzun seferler, savaşlar, kuşatmalar; tüccarlar, gezginler, sürgünler; göçler, mübadelelerle uzun yollar katederek uzak yerlere ulaşmış, halklar arasında yakın veya uzak, başka veya aynı adlarla anılmıştır doğal olarak… Adı hiç önemli değil, tadına bakmak gerek…

397664_524939537525391_108414280_n553392_524940417525303_1521835410_n

Aslı bademli olsa da keyfinize göre takılıp çok çeşitli malzemeyle yapabilirsiniz. Üzüm, incir, erik, kayısı, dut gibi kuru meyveler; fındık, Şam fıstığı, çam fıstığı, ceviz gibi kuru yemişler; çikolata parçacıkları veya meyve şekerlemeleri hepsi hepsi bu kuru kekleri tatlandırmak içindir… Üstüne eritilmiş çikolata veya başka soslar dökebilirsiniz, dilimleri bunlara bulayabilirsiniz. Her nasıl olursa olsun mide bastırmak; akşam üzerleri çaya, kahveye batırmak için idealdir. Hem öyle hemen kendini bırakmaz… Fincana düşecek, kucağıma dökülecek kaygısı olmadan size daldırmanın keyfini yaşatır. İster çaya, kahveye, süte ama illaki şaraba batırın… Şarap ekmekle dosttur, iyi gider, bilirsiniz… Yemek üzerine tatlı şaraba batırılmış biscotti de çok iyi gidecektir, emin olun.

 

 BADEMLİ BİSCOTTİ

1 su bardağı badem (çiğ, beyazlatılmış)

2/3 su bardağı şeker

2 yumurta

1 tatlı kaşığı badem esansı

1 tatlı kaşığı kabartma tozu

Bir çimdik tuz

1 ve 3/4 su bardağı un

Karıştırılıp hamur yapılacak, somun şekli verilecek. Pişirme kağıdı serili tepside, 180 derece ısıtılan fırında 25 dakika pişirilecek. Dışarıya alınan somun, el yakmayacak kadar ılınmasını beklendikten sonra, dilimlere ayrılacak, Izgara üzerine yerleştirilen dilimler 160 derecede 10 dakika fırında tutulacak.

Afiyetle…

Reklamlar