Kışın En Güzeli / Kabak Tatlısı

 

Kabak Tatlısı / İlk Tadışta Aşk

 

Kış sofralarının vazgeçilmez tatlısı… Hafif ve lezzetli, üstelik yararlı. Kabaktan sadece şekerle pişirilen tatlısı dışında başka tatlılar da yapılmıyor değil. Hatta çorbası bile oluyor. Oğlum küçükken yumuşak yemekleri yiyemezdi; çorbaları ve sulu yemekleri çiğnemeye çalışır, yutamazdı. Ben de belki sever, alışır diye kabak çorbası denemiştim. Patatesle karışık, şöyle kimyonlu falan ama olmadı. Değil oğlum, ben bile hiç sevemedim. Seveni vardır mutlaka ama ben mutfak alışkanlıkları için şöyle düşünüyorum, lezzetli olsa yaygın olur. Kabağın üzümlü hoşafı ve de tatlısı gibi.

 

Kabak Tatlısı / İlk Tadışta Aşk

 

Kabak tatlısı yapmak çok çok kolay ama bazı incelikleri var tabii. Ben yıllar önce yeni yapmaya başladığımda oradan buradan baktığım, şu kadar kabağa, bu kadar şeker türündeki tarifleri hiç tutturamamış ve yine annemi izleyerek, el göz kararı çözümü bulmuştum. Çünkü kabak öyle ki, pazardan kabuğuyla alıyorsunuz, evde kabuklar soyuluyor, çekirdekler çıkıyor falan derken, ağırlığı değişiyor. Soyulmuş alsanız bile yine sağından solundan düzeltmek, kalın yerlerini tıraşlamak gerekiyor. Zaten dilim büyüklüğü düşünülürse, alırken tam ağırlık elde etmek zor oluyor.

 

Kabak Tatlısı / İlk Tadışta Aşk

 

Bir de kabağın cinsi var… Bazı kabak tatlı oluyor bazısı değil… Şeker ayarı tutmuyor. Hadi servis ederken üstüne şeker dökülebilir diyelim, – annem cevizi şekerle karıştırıp dökerdi üstüne- su ayarı kaçabiliyor.

Bazı kabaklar da daha sulu ve yumuşak oluyor. Rahmetli annem, pazara yakasına bir toplu iğne takıp giderdi. Kabak alırken iğneyi batırıp yoklar, sert olanı seçerdi. Yerken boğazına hafiften takılsın isterdi. Pişirirken suyunu ayarlasanız bile, yumuşak kabak piştikten sonra gevşek oluyor ki hiç tat vermiyor. Şekeri içine almıyor sanki.

E, o zaman ne yapalım, nasıl pişirelim? Yıllar geçince el göz ayarı yerleşip kolayca yapılabiliyor tabii. Ama artık kimsenin denemeye vakti yok.

 

Kabak Tatlısı / İlk Tadışta Aşk

 

Ben çözümü şöyle buldum. Kabakları dilimleyip tencereye diziyorum. Reçel yapar gibi, ama reçelde olduğu kadar çok değil – belki şöyle diyebiliriz her ortalama kabak dilimi için, bir çay bardağı?- üstlerini kaplayacak şekilde toz şeker döküp, bir gece bekletiyorum. Sabaha kadar su salıyor. Sabah dilimleri ters çevirip  – çıkan suya ve kabağın sertliğine göre- bir iki fincan su ekliyorum. Çok harlı değil, orta ateşte pişince tabii ki ağızlara layık oluyor :), üstüne illa ki dövülmüş ceviz ile…

Ağzınız hep tatlı olsun… Afiyetle,